İĞNEADA LONGOZ ORMANLARI: KAYBOLAN BÜYÜ

İĞNEADA LONGOZ ORMANLARI

KAYBOLAN BÜYÜ

Yaşam bir orman değilse nedir? Bir orman düşünün; içinde 610 bitki, 314 böcek, 233 kuş, 47 memeli, 25 sürüngen, 28 balık türü yaşasın. Bu ormanı, daha doğrusu orada sayısı 1284 canlı türünü ve binlerce canlı bireyin yaşamını, ne için feda ederdiniz? Belki soruyu şöyle sormak gerekiyor, feda eder miydiniz?

Ediliyor; hem de yavaş yavaş. İğneada’nın subasar ormanlarında... Longoz olarak da adlandırılan bu orman türünün Avrupa’da en geniş yayılımı, 2 bin 500 metrekare ile İğneada’da yaşıyor. Polonya’da küçük bir miktar var; bunun dışında Avrupa’daki örnekler sanayi ve teknolojinin gelişmesiyle yok olmuş. Son yıllarda yapılan barajlarla, bölgenin suyu İstanbul’a aktarılıyor. Sadece bu da değil, planlanan liman, nükleer santral gibi projeler de Longoz Ormanları’nı tehdit ediyor.

Longoz Ormanları, Yıldız (Istranca) Dağları'ndan Karadeniz'e akan derelerin taşıdığı alüvyonların birikmesi ve mevsimsel olarak sular altında kalmasıyla oluşuyor. Uzun yıllardır bölgede yaşayan bir doğa korumacı olan Asaf Ertan, tehdidin sadece Longoz Ormanları’yla sınırlı olmadığını, bölgede iç içe geçmiş farklı ekosistemlerin de yok olabileceğini belirtiyor. İğneada’da kuru orman, subasar orman (Longoz), tatlı su dereleri, sazlık ve lagün gölleri, kumullar ve denizin iç içe geçtiği bir ekosistem bütünü yaşıyor. Bu ekosistemlerde var olan canlı ve bitki türlerinin tamamının suya ihtiyacı var. Su çekilince Avrupa’nın en büyük Longoz Ormanı’nın yanında pek çok tür için de son kaçınılmaz olabilir.

Ertan, yağışta düzensizlikler özellikle de kar yağışında azalma olduğunu söylüyor. Ancak bunun somut etkilerinin bilimsel olarak ortaya konması için en az 20 yıllık bir gözlem ve değerlendirme gerektiğini de vurguluyor. Doğma büyüme Demirköylü Sırrı Tayan, “Bir dengesizlik var. Bazen çok kurak geçiyor; derelerimiz kuruyor, bazen de çok yağış oluyor su basıyor” sözleriyle düzensiz yağışı doğruluyor. Henüz bir araştırma yapılmadığından, Longoz Ormanları’nda özellikle düzensiz yağış rejimlerine ve kuraklığa bağlı alan kaybının olup olmadığı veya kayıp miktarı üzerine kesin veriler yok.

Alan kaybı üzerine bilgi olmasa da, orman içlerindeki durumda net değişimler var. Meşelerde kuruma olduğu saptanmış. “Eskiden hazirana kadar longoza giremezdik, her yer su olurdu” diyor Sırrı Tayan, mart ayında Erikli’nin longoz ormanında yürürken. Bazı bölümler bataklık, yürümekte zorlanıyoruz. Yine de orman içine doğru ilerlemek mümkün; o eski zamanlardaki gibi, sular geçişi imkansız kılmıyor.   

Yağış rejimindeki düzensizliğin Longoz Ormanları’nı etkilediği görülüyor. Ne var ki gerek İğneada’da yaşayanlar, gerek sivil toplum temsilcileri gerekse bilim insanları küresel iklim değişikliği kadar, hayata geçen ve geçmesi muhtemel projelerden endişeli. Istranca Dağları’nda Pabuçdere, Kazandere, Sultanbahçe, Elmalıdere, Büyükdere, Düzdere Göleti ve Kuzuludere olmak üzere yedi baraj faal durumda. Bu barajlardan İstanbul’a su çekilmesi İğneada Longoz Ormanları için büyük bir tehlike. 

Tüm temel sorunlara rağmen, günlük ihtiyaç için projeler devam ediyor. İğneada’da Türkiye ve Bulgaristan arasındaki sınırı çizen Rezve Deresi üzerinde bir baraj yapılmak istendi; ancak sınır oluşturan akarsular üstünde uygulama yapabilmek için sınırdaş devletlerin mutabakatı gerekiyor. Bulgaristan bu izni vermeyince Rezve Deresi üstünde değil de onu besleyen en önemli kollar olan Balabandere ve Sarpdere üstünde yapılacak barajın projeleri çiziliyor.  

Bulgaristan doğasını korumak için baraj izni vermezken, bu kadar nadide bir doğal alanın zarar görmesine Türkiye yasaları nasıl izin verebilir diye sorulabilir. Asaf Ertan “Longozlar 80’li ve 90’lı yıllarda insan etkinliğine izin vermeyen Av Hayvanları Koruma Alanı ve Tabiatı Koruma Alanı statüsüyle korunuyordu. Ancak, 2007’de su kıtlığı ortaya çıkınca longozların korunması, her türlü insan etkinliğine izin veren Milli Park statüsüne indirildi ki sular alınabilsin” sözleriyle bu soruyu yanıtlıyor.

Bazen nasıl olur bilinmez, bir yerin büyüsü fark edilmez.  Buralar el değmeden meydana gelen yerlerdir, tıpkı İğneada gibi. Dünyanın büyülü sırlarını saklarlar; tabii bilmek isteyenlere...